Vakıflar Yasası - Nihat Genç

Ne var ne yok! Nihat Genc yazıları, videoları


Blog For Free!


Archives
Home
2008 May
2008 April
2008 March
2008 February
2008 January

My Links
Japon Kale

tBlog
My Profile
Send tMail
My tFriends
My Images


Sponsored
Blog


Photobucket
Vakıflar Yasası - Nihat Genç
04.04.08 (10:38 pm)   [edit]

Vakıf yasasının sorunsuzca meclisten çıkması hepimizi düşündürs ün, işte iktisadi olarak zayıf olduğunuz takdirde batılılar size istediği kanunları herşeye rağmen çıkartır. Şimdi yabancılar ya da dışarıda ki vakıflar Türkiye’de istediklerine istediği yardımları istediği miktarda yapabilmeleri ne demek, yani, abartarak konuşalım, dışarıda katolik ya da ortadoks kiliseler Türkiye’deki kardeşlerine milyar dolarlar bağışladıkları ve buradakiler bu paralarla istedikleri yerleri arazileri evleri alacakları aşikardır, hatta diyelim çokça lafını ediyorduk Soros’un, şimdi Soros ya da benzerleri buradaki yandaşlarına istedikleri büyüklükte paralarla partiler de kurdurur istedikleri paralarla istedikleri kurumları dernekleri kitleleri elde edebilir yönlendirir ya da gazeteleri ve sosyal çalışmalarıyla her türlü propagandayı rahatlıkla yapabilir ve buna kim karşı koyabilir?

Bu uzun açıklamalar isteyen bir sorun, ilerde çokça konuşacağız ve TV’den bağıra bağıra konuşuyoruz, ancak, dikkat edin, orman niteliğini kaybetmiş denilen arazilerden de hükümet gelir bekliyor. Hangi arazi toprak orman niteliğini kaybedebilir, kaybedebilmesi için milyon yıl geçmesi lazım, bir fidan dikersin tekrar canlanır, yani, orman niteliği kaybedilmez ancak artık bu cümle yasalaştı, ne diyebiliriz, Bayındırlık Bakanlığı bu işten 20-5 milyar dolar bekliyor ve işte bu para için orman niteliğini kaybetmese de yasayla kaybettiriyorlar. Ve peşinden maden arama ruhsatları, ne büyük bir felaket, uçakla ülkenizi gezin ve tepeden dağlarınıza bakın, Köroğlu Dağları’na ve Toroslar’a bakın binlerce tepe oyulmuş soyulmuş, kimdir bunlar ne arıyorlar, burada hangi madenler varmış bu madenleri hangi şirketler almış.

Şimdi ortaya çıkan skandallara bakarsak, ruhsatın hangi maden için verildiği de bilinmiyormuş.. Yani hükümet birkaç yüzmilyon dolar için binlerce ruhsatı ona buna dağıttı ve cennet vatanın dağları portakal gibi patates gibi soyuldu. Ayrıca ağrıma giden bu skandallara maden mühendislerinin karışması, yani, maden mühendisleri Türkiye’nin maden tetkik araştırmalarını haritalarını bildiği için bu gizli bilgileri falan filan yabancı şirketlere peşkeş çekmişler ve birkaçı bugün mahkemede.

İnsan soruyor, hadi köylüler cahildir tarihi eserleri ona buna satar, peki iyi eğitimden geçmiş ve solcu örgütlerde eylemlerle büyümüş bu mühendislerin bugün bu harita bilgileri yabancılara peşkeş çekmesine ne diyeceğiz? Hani eskiden sit alanları peşkeş çekilmesini belediye müteahhit işbirliklerini çokça duyardık ve sonra tarihi alanlarda büfe açmak arazileri kapatmak vesaire, şimdi iş biraz daha büyüdü ve müteahhit ya da ANAP’lı kadrolar değil eğitilmiş kadrolarımız maden mühendisliği bilgilerini ona buna satıyor ve bundan para kazanıyorlar.

‘Ahlak ileri solcuların elleriyle pazarlanıyor’

Oysa mühendislerimiz bizi uyarmalı, belediyelerimizi sivil kurumlarımızı bilgilendirmeli, tam tersine, yabancı şirketlerle işbirliğine giriyorlar. Yani "maya" dediğimiz, vicdan dediğimiz, ahlak dediğimiz şey şimdi okumuş, yetişmiş, gün görmüş, hatta ileri solcu insanların eliyle pazarlanıyor.. Ben çok zor günler yaşadığımızı düşünüyor um, hepimiz çok dikkatli, çok hassa olmalıyız, bugün iktidar olanların dün iktidar olanlardan farkı yok, yani, Türkiye borçlandıkç ;a ve borçlar büyüdük&cc edil;e bu yasaları durdurmanın imkanı yoktur, çok zorlanacağız, çok kötü günler yaşayacağız, ben bu kadar her şeyin satıldığı, her şeyin pazarlandığı her şeyin sorgusuz tartışmasız elden çıkarıldığı bir dönem hatırlamıyorum. Ülkemizi korumak değerlerimizi korumak ve bu topraklarda ezanlarımızı ve bağımsızlığımızı ayakta tutmak istiyorsak, siyasilerin bu fütursuzluğu karşısında çok çok uyanık olmalıyız..

Zor günler yaşıyoruz ve her şey artık bir röportajın sınırlarını çoktan aştı, binlerce konu başlığı hangi birine yetişecek hangi birine bir laf söyleyeceksin, çok zor, büyük medya büyük gazeteler vur patlasın çal oynasın yayınlarını yirmi yıldır sürdürüyor , daha on yıl önce Karadeniz otoyolunu yiyenler tarihin bu en güzel coğrafyasını katleden bunlar değil miydi? Daha dün yüzmilyarlarca doları bankalardan soyanlar bunlar değil mi? işte bugünlerde dogalgaz çevrim istasyonları kazansın diye Atatürk barajından dahi elektiriği kesenleri haber yapmayanlar bunlar değil mi? Sadece Antalya dağları olsa, sadece Kazdağları olsa, sadece Köroğlu dağları olsa, sadece Kastamonu, Zonguldak dağları olsa, her şey ruhsatçıların elinde soyuluyor, artık bu coğrafyadan cennet diye kim söz edebilir.

Belki bizler cennet bir coğrafyaya şahit olduk ama artık bu topraklar cennet değil, Tuz gölü’n&uu ml;n çöp artıklarına kurban edilmesine Nükleer santrallerine ve Amerikan şirketlerinin nükleer atıklarını.. Bitmez...

 

Nihat Genç

0 Comments
 
Your Name:


Your Comment:


Photobucket Soccer